Makaleler

Toledo ve Sur

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sur’un “mimari dokusuna zarar vermeden restore edileceğini“, İspanya’daki Toledo şehrinin bir benzerini inşa edeceklerini söylerken, iki ayı aşkın süredir şehri havanlar, bazukalar tank ve panzerlerle bombaladıklarını, asker, polis, özel harekâtçısıyla tarumar ettiklerini, kentte sağlam bina bırakmadıklarını, bodrumlarda çok sayıda yaralının hastaneye götürülmesine, cenazelerin defnedilmesine dahi izin vermediklerini, Hitler faşizmini aratmayan bir anlayış sergilediklerini unutmuş görülüyor .

Başbakan’a gerekli yanıtı vermeden önce adı geçen bu şehirleri biraz tanıyalım. Toledo, İspanya’da Madrid’in 70 km güneyinde, üç yanını Tajo adlı nehrin sardığı, Kastilya-La Mancha özerk bölgesinin merkezi olan ve 75 bin nüfusa sahip bir kent. 700’lü yıllarda Emevilerin vahşi ve insanlık dışı saldırılarına karşı yıllarca onurlu direnişler sergileyen, 1800’lü yıllarda Fransız işgaline karşı, 1936’daki İspanya İç Savaşı sürecinde de “Alcázar de Toledo Savunması” diye bilinen destansı direnişi ve barikat savaşlarıyla tarihe not düşmüş bir kenttir Toledo.

Toledo, Yunanlı, Finikeli, Romalı ve Arapların, Hristiyan ve Müslümanların inanç ve etnik kökenlerine bakılmaksızın özgürce ve özerk bir şekilde yönetildiği bir kenttir. Özgürlüğe adeta sevdalı bu kent, ne yazik ki, Orta Çağın İspanyol “Engizisyon mahkemeleri“ne de ev sahipliği yapmıştır. İspanyol engizisyonu 1483 yılı ve sonrasında Müslüman ve Yahudilerin Hristiyanlaştırılmasını hedeflemiş, binlerce Arap kökenli, ya da İspanyol yerli halk engizisyon kararları sonucu katledilmiştir. Engizisyonun, asimilasyon çabaları, baskıları sonucu yaklaşık 200.000’e yakın Yahudi İspanya’yı terk etmiştir.

Tıpkı 90 yıldan bu yana, İttihat ve Terakki’nin “tek dil, tek din, tek millet” anlayışına uygun olarak “Kürtlerin Türkleştirilmesi” ve “Alevilerin Sünnileştirilmesi” çabaları gibi. Tıpkı Koçgiri, Zilan, Ağrı katliamlarıyla Dersim soykırımı sonucunda onbinlerce Kürt ve Alevinin katledilmesi gibi.

Tıpkı Devlet Güvenlik Mahkemeleriyle Sıkıyönetim Mahkemelerince özgürlüklerden, eşitlikten, adaletten yana olanların zindanlara doldurulması ve Diyarbakır zindanlarında yıllar yılı engizisyonu aratmayacak işkencelerden geçirilmeleri gibi.

Tıpkı 1992-93 yıllarında Türkiye Kürdistan’ında köy boşaltmalar ve son aylardaki katliamcı, soykırımcı operasyonlarla Kürtlerin evlerinden, kentlerinden göç etmeye zorlanmaları gibi.

Toledo ile Sur kentinin birçok benzerliği var. Tarihi, coğrafi, sosyolojik, demografik benzerlikler de şaşılacak kadar çok.. Sur şehrinin etrafındaki Amed surları ve Toledo’yu çevreleyen tarihi surlar o kadar birbirine benziyor ki. Bir yandan Sur’u kucaklayan, sarıp sarmalayan, akıp giden, “On Gözlü Köprüsü” ile yaşam için vazgeçilmez kutsal Dicle (Tigris) ve 2015 te Dünya Mirasları kapsamına alınan Hevsel Bahçeleri..  Diğer yandan Toledo’yu üç yandan saran Tajo nehri ve farlı özellikleriyle İspanya’yı temsil eden bir kent olarak “Ulusal Anıt” ilan edilen Toledo. .. Toprak parçası üzerinde birbirinin izdüşümü olan iki nehir, iki şehir..

Değişik inançların, kültürlerin, etnik kimliklerin bir arada, yan yana yaşaması. Amed coğrafyasında binlerce yıl Kürtler, Türkler, Ermeniler, Araplar, Süryaniler, Ezidilerin birada yaşaması gibi. Müslümanlar, Hristiyanlar, Alevilerin yaşaması. Camiler, Kiliseler, Katedral ve Amed Cemevinin yan yana olması. Her iki kentte de özerk ve özgürce yaşanabilen kent olma bilinç birlikteliği.

Evet birbirinden binlerce  kilometre uzaklıkta iki kent.. Birisi İspanyol hükümetince ve uluslar arası kuruluşlarca koruma altına alınmış, özerk ve özgür bir kent: Toledo.

Diğeri kadim Mezopotamya topraklarında, birçok açıdan Toledo kentiyle ortak özelliklere sahip, ancak AKP iktidarı tarafından savaş kurallarının dahi uygulanmadığı, 65 günden beri tarihsel yapıları, kültürel varlıkları, inanç merkezleri, binaları yerle bir edilen, yok edilmek istenen ve yaşayanların büyük kısmının terk etmek zorunda kaldıkları kadim bir kent. Amed ve Sur

Biliyoruz ki, Tajo ve Dicle nehirleri kardeştir. Bu nedenle Toledo ve Sur, ya da Amed “Kardeş Kent” ilan edilmelidir. Sur kenti de, baskılara karşı direncin – direnişin, özgürlüğe sevdanın, onurlu yaşamın ve özerkliğin kenti olmaya devam etmelidir.

Aylardır iktidarı kahreden bir inançla direnen Sur, faşizmin tüm saldırılarına karşın yaralarını saracak, bu asimilasyoncu, soykırımcı Emevi zihniyete asla boyun eğmeyecektir.  Sur kentinin de, diğer kentlerin özlemi olan “özerklik” ve “insanca yaşam“, özlemleri büyük bedeller ödense de eninde sonunda gerçekleşecektir.

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!
Kapalı
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün